25 Aralık 2012 Salı

ÇOCUK ve OYUN

Psk.Gözde GÖRGÜLÜ'nün kaleminden ....



 

Sevgili anne babalar,

 

Çocuğunuzun yapmaktan en keyif aldığı şey nedir diye sorarsam eminim ki bir çoğunuz oyun oynamak cevabını verecektir. Burada bilmeniz gereken, çocuğunuz için oyunun anlamı eğlenmenin ve keyif almanın çok ötesindedir. Oyun,  çocuğunuzun  bedensel, psikolojik, sosyal ve zihinsel gelişim açısından gerçek bir ihtiyaçtır.

 

Bu yazımda,  çocuk için  çok önemli bir uğraş olan ‘oyun’u gelişimsel süreçler bağlamında ele alacağım.  Terapi sürecinde ise oyunun nasıl kullanıldığı hakkında biraz bilgi vereceğim.  İyi okumalar, sonrasında da  çocuklarınızla birlikte                  bol oyunlu günler dileğiyle..

 

Uzm.Psk. Gözde Görgülü

 

 

 

Oyun nedir, çocuğa faydası nelerdir?                         

 

     Ruhsal yönden büyüme ve gelişmeyi sağlayan  oyun,  karmaşık bir insan davranışıdır. Dinamik bir süreçtir. Oyun, çocuğun korkularının, engellenmesinin ve sosyal çatışmasının üstesinden gelmesine, sosyal olgunlaşmasına, öz benliğini bulmasına yardımcı olur.

       İçerik  açısından oyunu şu özelliklerle değerlendirebiliriz:

-Oyun kendiliğinden ortaya çıkar, mutluluk ve rahatlık oyuna eşlik eder.

-Oyun duyu organlarında, sinir ve kaslarda, zihinsel düzeyde oluşur ve üç düzeyde birlikte işler.

-Oyunda deneyimler tekrarlanır, çevreyi taklit görülür, yeni işler denenir, keşfedilir.

-Oyun çocuğun iç dünyasını dıştaki sosyal dünya ile birleştirmesine yardım eder. (sosyalleşme)

-Oyun düzenli gelişim aşamaları gösterir.

 Yaş ilerledikçe oyunun içeriği de değişir                    

      Çocuğun gelişim süreci içinde ilk oynadığı oyunlar işlevsel oyunlardır. Kendi bedeni ile oynar. Yaşamın ilk ayından itibaren kollarını hareket ettirir ve parmakları ile oynar. İlk önce yakalama, sallama ya da yere düşürme davranışları görülür. İki yaş dolaylarında çocuk kağıt ve kalem kullanmaya başlar ve önce resim yapar, sonra yaptığı resmi isimlendirir. Örneğin yaptığı karalamaya çantalı kadın der. 5-6 yaşlarda çocuğun yaptığı resmin yapmak istediği objeye benzediği görülür. Bu da çocuğun zihinsel gelişimi için bir göstergedir.

       İşlevsel oyunlara paralel iki yaşlarında illüzyon (hayali) oyunları görülür. Çocuk çevresini düşündüğü gibi anlamlandırır. Örneğin bir tahta bloğa araba der ve eliyle  arabasını ileri geri hareket ettirir ve araba gidiyor der. İllüzyon oyunlarının en üst düzeyinde rol oyunları görülür. Örneğin anne-çocuk oyunları. Çocuk anne olur,  bebekleri de çocuk olur ya da arkadaşları ile karı-koca oyunları ya da birkaç rol birarada hemşire, doktor, hasta rolleri gibi. Daha sonra grup oyunlarına geçilir(saklambaç gibi). Çocuk büyüdükçe birlikte oynanan oyunlar kurallı oyunlara dönüşür.             

Oyun oynayalım, yaratıcı olalım                               

Oyunların bilgi edinme ve heyecan arayışı yanında yaratıcılık yönü de vardır. Yaratıcı düşünce, üretken, alışılmış düşünce tarzından farklı, bir hedefe ulaşmak için birçok doğru çözüm yolu üreten, gerektiği zaman ulaşılmak istenen hedefte küçük sapmalar yapabilen düşünce tarzıdır. Oyundan zevk alan çocukların yaratıcılıklarında yüksek olduğu saptanmıştır.

Oyun , çocuğun duygularını yansıtır                       

   Çocuk oyunlarında kendi tarzında, yaşadığı zor yaşantıları tekrar yaşar. Nasıl ki yetişkinler kendilerini rahatsız eden yaşantılarını, tekrar tekrar konuşurlar ve tekrar tekrar düşünürler, hatta rüyalarında görürler. Bu geçmiş yaşantıları ile uygun bir çözüm yolu buluncaya kadar ilgilenirler.

     Eğer bir çocuk yasak olan bir şeyi yaptığı için annesi tarafından cezalandırılırsa, kızgınlık ve suçluluk duygusunun üstesinden rol oyunlarında gelir. Rol oyununda kendisi anne olur ve bebeklerini azarlar. Burada artık kendi suçlu değil, cezalandırıcıdır.

Oyunun iyileştirme gücü: Oyun Terapisi             


        Oyun terapisi, oyunun çocuğun kendisini doğal bir şekilde ifade etmesi olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Yönlendirici ve yönlendirici olmayan  şeklinde iki ayrı formu vardır. Yönlendirici formunda terapist, rehberlik ve yorumlama sorumluluğunu üstlenir. Bu tarz, yapılandırılmış, yönlendirici ve hedefe yöneliktir. Terapist, sorun olan davranışın yerine, daha olumlu düşünce ve davranışların geliştirilmesini sağlar. Terapinin temel unsurlarından biri ödüllendirmedir. Ödüllendirme çocuğa hangi davranışlarının uygun, hangilerinin de uygun olmadığı yolunda doğrudan mesaj verir. Yönlendirici olmayan formunda ise terapist, yönlendirmeyi ve sorumluluğu çocuğa bırakır. Bu tarz, duygusal zorluklar yaşayan, uyum ve davranış sorunları gösteren veya psikosomatik sorunları olan çocukların doğal oyun ortamında kendilerini ifade etmesi gerçeğine dayanır. Amaç, sorunları olan çocuğun kendi psikolojik dengesinde gerekli değişiklikleri yapabilmesini sağlamaktır. Terapinin, çocuğun kişilik yapısında, dışavurum, içgörü ve gerçeklik değerlendirmesi sağlaması; çocuğun enerjisini olumlu alanlara yönlendirmesi beklenir. Yönlendirici olmayan terapötik çalışmalarda terapistin takip etmesi gereken 8 temel prensip vardır:

  • Terapist, çocukla sıcak bir ilişki kurmalıdır.
  • Terapist çocuğu olduğu gibi kabul etmelidir.
  • Terapist, çocuğun duygularını ifade edebileceği rahat bir ortam yaratmalıdır.
  • Terapist, çocuğun dışa vurduğu duyguları fark etmeye açık olmalı ve bu duyguları çocuğa davranışları hakkında içgörü kazandıracak şekilde geri yansıtmalıdır.
  • Terapist, çocuğa kendi problemlerini çözebilmesi için fırsat vermeli ve onun bu yeteneğine saygı duymalıdır. Seçimler yapma ve değişme sorumluluğu çocuğa aittir.
  • Terapist, çocuğun eylemlerini ve konuşmalarını herhangi bir şekilde yönlendirmemelidir. Çocuk yolu çizmeli, terapist takip etmelidir.
  • Terapist, terapi sürecini aceleye getirmemelidir. Bu zamanla gelişecek bir süreçtir.
  • Terapist, terapiyi sürdürmek için sadece gerekli olan sınırlamaları koymalı ve çocuğun ilişkideki sorumluluğunun farkına varmasına fırsat tanımalıdır.

       Oyun, çocuk için  doğal  bir  kendini  ifade  biçimidir  ve   çocuğa bu yolla gerginlik, hayalkırıklığı, güvensizlik, korku, saldırganlık, çatışma  gibi  duygularını  dışa vurma  fırsatı  verir.  Çocuk, bu duyguları oynayarak onların yüzeye çıkmasını sağlar, onlarla yüzleşir. Onları kontrol etmeyi veya terk etmeyi öğrenir. Duygusal olarak rahatlamayı başardığı zaman, bir birey olarak içindeki gücü gerçekleştirmeye, kendisi için düşünmeye, kendi kararlarını verip psikolojik olarak olgunlaşmaya ve kendini gerçekleştirmeye başlar.

      Oyun odası büyümek, olgunlaşmak için en iyi mekândır. Bu   odanın güvenliğinde çocuk en önemli kişidir ve durumun veya    kendisinin emrindedir. Kimse ona ne yapması gerektiğini söylemez, kimse onu eleştirmez ve öneride bulunmaz. Çocuk bu odada, kendi özel dünyasında yaşar, kendine bakar, düşüncelerini test eder, kendini tamamen ifade eder ve bu odada her şeyiyle kabul edilir.

     Terapistin kabul edici, anlayışlı ve dostça tutumu çocuğa güven   hissi verir. Terapist ise çocuğun hislerine ve oyun sırasındaki sözlü veya   sözsüz  ifadelerine  karşı  duyarlı olmalıdır. Çocuğun kendini daha  iyi  anlayabilmesi  için, ifade  ettiği  duyguları  tıpkı  bir ayna  gibi ona  geri  yansıtması  gerekmektedir. Çocuğa ve yeteneklerine saygı duymalı ve bağımsız bir birey olması için ona fırsat tanımalıdır.

      Problemlerle yüzleşemeyen çocuklar onları çözemezler. Genel olarak oyun terapisi, çocuğun problemlerini anlamak, onun duygularını ve tutumlarını keşfetmek ve çocuğu bunlarla yüzleştirerek çözüm getirmesini sağlamak için geliştirilmiş bir tekniktir. Davranış problemleri, ders çalışma problemleri, konuşma problemleri, okuma problemleri gibi birçok alanda çocuklara yardımcı olmaktadır.
     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder