Sevgili
anne babalar,
Çocuğunuzun
yapmaktan en keyif aldığı şey nedir diye sorarsam eminim ki bir çoğunuz oyun
oynamak cevabını verecektir. Burada bilmeniz gereken, çocuğunuz için oyunun
anlamı eğlenmenin ve keyif almanın çok ötesindedir. Oyun, çocuğunuzun bedensel, psikolojik, sosyal ve zihinsel
gelişim açısından gerçek bir ihtiyaçtır.
Bu
yazımda, çocuk için çok önemli bir uğraş olan ‘oyun’u gelişimsel
süreçler bağlamında ele alacağım. Terapi
sürecinde ise oyunun nasıl kullanıldığı hakkında biraz bilgi vereceğim. İyi okumalar, sonrasında da çocuklarınızla birlikte bol oyunlu günler dileğiyle..
Uzm.Psk. Gözde Görgülü
Oyun
nedir, çocuğa faydası nelerdir?
Ruhsal
yönden büyüme ve gelişmeyi sağlayan oyun, karmaşık
bir insan davranışıdır. Dinamik bir süreçtir. Oyun, çocuğun korkularının,
engellenmesinin ve sosyal çatışmasının üstesinden gelmesine, sosyal
olgunlaşmasına, öz benliğini bulmasına yardımcı olur.
İçerik açısından oyunu şu özelliklerle
değerlendirebiliriz:
-Oyun kendiliğinden ortaya çıkar, mutluluk ve rahatlık oyuna eşlik
eder.
-Oyun duyu organlarında, sinir ve kaslarda, zihinsel düzeyde
oluşur ve üç düzeyde birlikte işler.
-Oyunda deneyimler tekrarlanır, çevreyi taklit
görülür, yeni işler denenir, keşfedilir.
-Oyun çocuğun iç dünyasını dıştaki sosyal dünya
ile birleştirmesine yardım eder. (sosyalleşme)
-Oyun düzenli gelişim aşamaları gösterir.
Yaş ilerledikçe oyunun içeriği de değişir
Çocuğun gelişim süreci içinde ilk oynadığı
oyunlar işlevsel oyunlardır. Kendi bedeni ile oynar. Yaşamın ilk ayından
itibaren kollarını hareket ettirir ve parmakları ile oynar. İlk önce yakalama,
sallama ya da yere düşürme davranışları görülür. İki yaş dolaylarında çocuk
kağıt ve kalem kullanmaya başlar ve önce resim yapar, sonra yaptığı resmi
isimlendirir. Örneğin yaptığı karalamaya çantalı kadın der. 5-6 yaşlarda
çocuğun yaptığı resmin yapmak istediği objeye benzediği görülür. Bu da çocuğun
zihinsel gelişimi için bir göstergedir.
İşlevsel oyunlara paralel iki yaşlarında illüzyon
(hayali) oyunları görülür. Çocuk çevresini düşündüğü gibi anlamlandırır.
Örneğin bir tahta bloğa araba der ve eliyle arabasını ileri geri hareket
ettirir ve araba gidiyor der. İllüzyon oyunlarının en üst düzeyinde rol
oyunları görülür. Örneğin anne-çocuk oyunları. Çocuk anne olur,
bebekleri de çocuk olur ya da arkadaşları ile karı-koca oyunları ya da birkaç
rol birarada hemşire, doktor, hasta rolleri gibi. Daha sonra grup oyunlarına
geçilir(saklambaç gibi). Çocuk büyüdükçe birlikte oynanan oyunlar kurallı
oyunlara dönüşür.
Oyun oynayalım, yaratıcı olalım
Oyunların bilgi edinme ve
heyecan arayışı yanında yaratıcılık yönü de vardır. Yaratıcı düşünce, üretken,
alışılmış düşünce tarzından farklı, bir hedefe ulaşmak için birçok doğru çözüm
yolu üreten, gerektiği zaman ulaşılmak istenen hedefte küçük sapmalar yapabilen
düşünce tarzıdır. Oyundan zevk alan çocukların yaratıcılıklarında yüksek olduğu
saptanmıştır.
Oyun , çocuğun duygularını
yansıtır
Çocuk oyunlarında kendi tarzında, yaşadığı
zor yaşantıları tekrar yaşar. Nasıl ki yetişkinler kendilerini rahatsız eden
yaşantılarını, tekrar tekrar konuşurlar ve tekrar tekrar düşünürler, hatta
rüyalarında görürler. Bu geçmiş yaşantıları ile uygun bir çözüm yolu buluncaya
kadar ilgilenirler.
Eğer bir çocuk yasak olan bir şeyi yaptığı
için annesi tarafından cezalandırılırsa, kızgınlık ve suçluluk duygusunun
üstesinden rol oyunlarında gelir. Rol oyununda kendisi anne olur ve bebeklerini
azarlar. Burada artık kendi suçlu değil, cezalandırıcıdır.
Oyunun iyileştirme gücü: Oyun Terapisi
Oyun terapisi, oyunun çocuğun kendisini
doğal bir şekilde ifade etmesi olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Yönlendirici ve yönlendirici olmayan şeklinde iki ayrı formu vardır.
Yönlendirici formunda terapist, rehberlik ve yorumlama sorumluluğunu üstlenir.
Bu tarz, yapılandırılmış, yönlendirici ve hedefe yöneliktir. Terapist, sorun
olan davranışın yerine, daha olumlu düşünce ve davranışların geliştirilmesini
sağlar. Terapinin temel unsurlarından biri ödüllendirmedir. Ödüllendirme çocuğa
hangi davranışlarının uygun, hangilerinin de uygun olmadığı yolunda doğrudan
mesaj verir. Yönlendirici olmayan formunda ise terapist,
yönlendirmeyi ve sorumluluğu çocuğa bırakır. Bu tarz, duygusal zorluklar
yaşayan, uyum ve davranış sorunları gösteren veya psikosomatik sorunları olan
çocukların doğal oyun ortamında kendilerini ifade etmesi gerçeğine dayanır.
Amaç, sorunları olan çocuğun kendi
psikolojik dengesinde gerekli değişiklikleri yapabilmesini sağlamaktır.
Terapinin, çocuğun kişilik yapısında, dışavurum, içgörü ve gerçeklik değerlendirmesi
sağlaması; çocuğun enerjisini olumlu alanlara yönlendirmesi beklenir.
Yönlendirici olmayan terapötik çalışmalarda terapistin takip etmesi gereken 8
temel prensip vardır:
- Terapist, çocukla sıcak bir ilişki
kurmalıdır.
- Terapist çocuğu olduğu gibi kabul etmelidir.
- Terapist, çocuğun duygularını ifade
edebileceği rahat bir ortam yaratmalıdır.
- Terapist, çocuğun dışa vurduğu duyguları fark
etmeye açık olmalı ve bu duyguları çocuğa davranışları hakkında içgörü
kazandıracak şekilde geri yansıtmalıdır.
- Terapist, çocuğa kendi problemlerini
çözebilmesi için fırsat vermeli ve onun bu yeteneğine saygı duymalıdır.
Seçimler yapma ve değişme sorumluluğu çocuğa aittir.
- Terapist, çocuğun eylemlerini ve
konuşmalarını herhangi bir şekilde yönlendirmemelidir. Çocuk yolu çizmeli,
terapist takip etmelidir.
- Terapist, terapi sürecini aceleye
getirmemelidir. Bu zamanla gelişecek bir süreçtir.
- Terapist, terapiyi sürdürmek için sadece
gerekli olan sınırlamaları koymalı ve çocuğun ilişkideki sorumluluğunun
farkına varmasına fırsat tanımalıdır.
Oyun, çocuk için doğal bir
kendini ifade biçimidir
ve çocuğa bu yolla gerginlik, hayalkırıklığı,
güvensizlik, korku, saldırganlık, çatışma gibi duygularını dışa vurma fırsatı verir. Çocuk,
bu duyguları oynayarak onların yüzeye çıkmasını sağlar, onlarla yüzleşir.
Onları kontrol etmeyi veya terk etmeyi öğrenir. Duygusal olarak rahatlamayı
başardığı zaman, bir birey olarak içindeki gücü gerçekleştirmeye, kendisi için
düşünmeye, kendi kararlarını verip psikolojik olarak olgunlaşmaya ve kendini
gerçekleştirmeye başlar.
Oyun odası büyümek, olgunlaşmak için en iyi mekândır. Bu odanın güvenliğinde çocuk en önemli kişidir ve durumun veya kendisinin emrindedir. Kimse ona ne yapması gerektiğini söylemez, kimse onu eleştirmez ve öneride bulunmaz. Çocuk bu odada, kendi özel dünyasında yaşar, kendine bakar, düşüncelerini test eder, kendini tamamen ifade eder ve bu odada her şeyiyle kabul edilir.
Oyun odası büyümek, olgunlaşmak için en iyi mekândır. Bu odanın güvenliğinde çocuk en önemli kişidir ve durumun veya kendisinin emrindedir. Kimse ona ne yapması gerektiğini söylemez, kimse onu eleştirmez ve öneride bulunmaz. Çocuk bu odada, kendi özel dünyasında yaşar, kendine bakar, düşüncelerini test eder, kendini tamamen ifade eder ve bu odada her şeyiyle kabul edilir.
Terapistin kabul edici, anlayışlı ve dostça
tutumu çocuğa güven hissi verir.
Terapist ise çocuğun hislerine ve oyun sırasındaki sözlü veya sözsüz ifadelerine karşı duyarlı
olmalıdır. Çocuğun kendini daha iyi anlayabilmesi için, ifade ettiği duyguları
tıpkı bir ayna gibi ona geri yansıtması
gerekmektedir. Çocuğa ve yeteneklerine
saygı duymalı ve bağımsız bir birey olması için ona fırsat tanımalıdır.
Problemlerle yüzleşemeyen çocuklar onları çözemezler. Genel olarak oyun terapisi, çocuğun problemlerini anlamak, onun duygularını ve tutumlarını keşfetmek ve çocuğu bunlarla yüzleştirerek çözüm getirmesini sağlamak için geliştirilmiş bir tekniktir. Davranış problemleri, ders çalışma problemleri, konuşma problemleri, okuma problemleri gibi birçok alanda çocuklara yardımcı olmaktadır.
Problemlerle yüzleşemeyen çocuklar onları çözemezler. Genel olarak oyun terapisi, çocuğun problemlerini anlamak, onun duygularını ve tutumlarını keşfetmek ve çocuğu bunlarla yüzleştirerek çözüm getirmesini sağlamak için geliştirilmiş bir tekniktir. Davranış problemleri, ders çalışma problemleri, konuşma problemleri, okuma problemleri gibi birçok alanda çocuklara yardımcı olmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder